Yalçın Küçük, diyor ki:
“Kemal’in bütün yaşamı boyunca, savaş sanatında parlaklığına işaret eden bir tek kanıtın bulunabileceğini sanmıyorum. Kemal’de hiçbir deha işareti de göremiyorum. Deha, olağanüstü hızlı görebilmektir. Dahi, süratli şimşek çakması içinde yaşayan adamdır. Dahi, her an çaktırdığı şimşeklerle sıradan insanların karanlıklarını yırtabilen insan oluyor. Kemal, hiçbir zaman arkadaşlarından önce görmüyor. Mustafa Kemal Paşa, başkalarının açtığı aydınlıktan yürüyen liderler kategorisine giriyor.”[1]
Yalçın Küçük, ağzına geldiği gibi fütursuzca konuşmuş. Biz, en iyisi Atatürk’ün askerliği ile ilgili birkaç görüşü aktaralım:
Alman general Liman von Sanders:
“…Mustafa Kemal Beyʼi, vatanın bu büyük savaşta hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduğu, çok müstesna, kabiliyetli, yetkili vecesur bir subay olarak tanımayı ve takdir etmeyi öğrendim. Albay Mustafa Kemal Bey, 5 ay önceki ilk karaya çıkış hareketinden beri 19. Tümen’in başında parlak şekilde savaşmış… Albay Mustafa Kemal Bey, burada da görevini büyük bir cesaret ve iyi ve açık tertibat alarak ifa etmiştir. Öyle ki, kendisine -vazifem icabı olarak- takdirimi ve şükranımı tekrar tekrar ifade ettim.”[2] (Enver Paşaʼya 30 Eylül 1915ʼte yazdığı mektup.)



[2] numaralı dipnotta bahsi geçen 30 Eylül 1915 günlü Almanca yazılmış mektup.
Çanakkale askeri tarih yazarı C. F. General Aspinal Oglander:
“Bir tümen komutanının tek başına cephenin üç ayrı yerinde yaptığı ayrı, ayrı hareketlerle Çanakkale Savaşlarının kaderi Türkler lehine değişmiştir. Bu suretle komutan askerlerine büyük bir zafer kazandırmakla kalmamış tarihte çok ender rastlanabilen azim ve kararlılıkla birlikte komuta etmek sanat ve yeteneğini de göstermiştir. Mustafa Kemal, o tarihte bir tümen komutanı olarak olağanüstü yetenekleri ve dehasıyla durumu kavrayarak yaptırdığı hareketlerle yalnız büyük bir muharebenin mecrasını ve kaderinideğiştirmekle kalmamış savaşın sonuda ve hatta İmparatorluğun kaderini de değiştirmiştir. Kısaca Gelibolu Muharebeleri bütünüyle Gazi Mustafa Kemal’in üstün deha ve zekasıyla etkili olduğu bir tarihi anlatır.”[3]
İngiliz yazar Elain D. Smith:
“Mustafa Kemal Paşa, Gelibolu ve Suriye’de İngilizlere karşı kazandığı askeri başarılar nedeni ile, bütün Türklerin gözünde büyük bir kahramandı. Ayrıca, o günlerin Türkiye’yi aşağılatıcı koşulları altında, Müttefiklerin esaret boyunduruğuna karşı direnmek isteyenler için de birleştirici bir ümit sembolü idi.”[4]
Amerikalı tarihçi Richard D. Robinson:
“Kemal’in meslek hayatının başlangıcına askerlik hakimdi ve hiç kuşkusuz, kendisi askeri deha sahibi idi. Kemal kuvvetli, inançlı, kesin kararlı ve kararsızlığa tahammülsüz bir adamdı.”[5]
Avustralyalı yazar Alan Moorehead:
“Çanakkale Harekâtı’nın başlangıcı Müttefikleri bakımından seferin en acı olayıdır. Çünkü, ilk çıkarma anında, bölgede, deha sahibi genç bir komutan hazır bulunuyordu. Bu komutan olmasa idi, Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar, pekâlâ Conk Bayırı’nı (Çanakkale Boğazı’na hâkim bölgedir) o sabah ele geçirebilirler ve muharebenin sonucunu daha o zaman ve o yerde tayin edebilirlerdi.”[6]
İngiliz tarihçi Arnold J. Toynbee:
“Mustafa Kemal parlak bir asker, azimli ve bağımsız karakterde bir insandı… Her gittiği yerde yeni tecrübeler kazanıyor, orduya reformlar getiriyor ve gerek kişiliği ve gerek bilgisiyle subayların ve erlerin sevgi ve saygısını kazanıyordu. Çanakkale Savaşlarıʼnda, Anafartaʼda, İngiliz kuvvetlerini durdurduğu zaman hem Türkiye’de hem de Almanya’da bir kahraman olarak tanınmıştı. Alman Yüksek Kumanda Heyeti ve kendi komutanı olan Enver Paşa tarafından fazla sevilmemesine rağmen, Mustafa Kemal artık bir asker olarak ününü sağlamıştı.”[7]
İtalyan yazar F. Perrone Di San Martin:
“Mustafa Kemal’in Anadolu’da hazırladığı ve yönettiği savaş, aşıladığı güven ve inanca uygun olarak gelişti ve başarıyla sonuçlandı. Bu durum bütün dünyanın hayranlığını kazandı. Bütün savaş devamınca, olaylara, Gazi Mustafa Kemal’in harp dehası, kırılmaz azmi ve isteği hakim oldu.”[8]
Alman tarihçi Prof. Herbert Melzig:
“Mustafa Kemal’i yüksek kumandanların çoğuna üstün kılan nitelik, ölümü küçümsemek ve yiğitlik göstermek bakımından askerlerine en büyük örnek olmasıdır.”[9]
Yabancı askerler, tarihçiler ve yazarlar, Yalçın Küçükʼün aksine, Atatürk’ün ne kadar parlak bir asker ve bir deha olduğundan bahsediyorlar.
Atatürk’ün; “çok müstesna”, “kabiliyetli”, “cesur”, “cesaretli”, “azimli”, “kararlı”, “üstün deha”, “büyük bir kahraman”, “askeri deha sahibi”, “parlak bir asker”, “askeri bir kahraman”, “harp dehası”, “askerlerine en büyük örnek” olduğunu belirtiyorlar.
Bir de Yalçın Küçük’e bakın…
Nasıl da aklınca Atatürk’ü karalamaya çalışıyordu, ne masallar mırıldanıyordu, değil mi?
KAYNAKLAR:
[1] Yalçın Küçük, Türkiye Üzerine Tezler, 5. Cilt, Tekin Yayınevi, 1. baskı, İstanbul, 1992, sayfa 70.
[2] Uluğ İğdemir, “Atatürk’ün Anafartalar Gurubu Komutanlığından İstifasına Dair Bazı Belgeler”, Belleten, Ekim 1968, Cilt XXXII, Sayı 128, sayfa 476. (Mektubun fotokopisi, sayfa 476 ve devamında.); Uluğ İğdemir, Atatürk’ün Yaşamı, 1. Cilt, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2. baskı, Ankara, 1988, sayfa 75; Sadi Borak, Öyküleriyle Atatürk’ün Özel Mektupları, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1980, sayfa 209; Sadi Borak, Atatürk’ün İstanbulʼdaki Çalışmaları (1899-16 Mayıs 1919), Kırmızı Beyaz Yayınları, 1. baskı, Ankara, 2004, sayfa 86; Fahri Çeliker, “Çanakkale ve Mustafa Kemal”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt III, Temmuz 1987, Sayı 9, sayfa 652; Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam / Mustafa Kemal, Cilt 1, Remzi Kitabevi, 47. baskı, İstanbul, 2020, sayfa 239, 240. (Mektubun fotokopisi, sayfa 244-246’da.); Sermet Atacanlı, Atatürk ve Çanakkaleʼnin Komutanları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2. baskı, İstanbul, 2020, sayfa 187.
[3] Yazan: Tuğg. C.F. Aspinall Oglander / Çev. Muharrem Fevzi, Yayına Hazırlayan: Jeopolitik ve Stratejik Araştırma Grubu, “İngilizlerin Gelibolu Seferinin Resmi Tarihi (XIX)”, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Sayı 32, Ekim 1987, sayfa 50.
[4] E. Korg. Cemal Enginsoy, “Çok Yönlü Tarihi Kişiliği ile Atatürk”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt III, Kasım 1986, Sayı 7, sayfa 130.
[5] E. Korg. Cemal Enginsoy, “Çok Yönlü Tarihi Kişiliği ile Atatürk”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt III, Kasım 1986, Sayı 7, sayfa 131.
[6] E. Korg. Cemal Enginsoy, “Çok Yönlü Tarihi Kişiliği ile Atatürk”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt III, Kasım 1986, Sayı 7, sayfa 132.
[7] Arnold J. Toynbee, Türkiye I – Bir Milletin Yeniden Doğuşu, (Çeviren: Kasım Yargıcı), Cumhuriyet Yayınları, İstanbul, 1999, sayfa 91, 92.
[8] Selahattin Çiller, Atatürk İçin Diyorlar ki, Varlık Yayınları, İstanbul, 1978, sayfa 29.
[9] Selahattin Çiller, Atatürk İçin Diyorlar ki, Varlık Yayınları, İstanbul, 1978, sayfa 31, 32.
Volkan Aksoy
Bir Cevap Yazın